hilight tribe

Mayıs 7, 2007

gözlerini kapat bak daha rahat göreceksin aslında şimdi.
sadece müziği duyman gerekiyor. kalbinin daha farklı attığını da hissedebilirsin. yani belki.
ama kesinlikle vücudundan birşeylerin çekildiğini de hissedebilirsin. tüylerin diken diken oluyormuş gibi.
göğsünden, kollarından, bacaklarından birşeyler çekiyorlarmış gibi.
hani arabayla uzun yola çıktığını düşün bi’.
ve güneş kararmış.
düz asfalt bir yol. ve düşün bu çalıyor. çalmasa da olur ya da. şu an sadece bunu düşün.
ve hani olur ya yol üstünde tümsekler. onun üstünden geçiyorsun. hani kavise çıkmış ve tepe noktasından inişe geçmişsen.. hani için yerinden oynar ya. asansörlerde de olur bazen.  alt katlara inerken rastladım ben genelde. basarsın düğmeye birden inişe geçer asansör. içinde birşeyler oynar. anlık bir histir sadece. eylemsizlik prensibi miydi o? hani arabayla çıkarken sen tümseği ve kavisin tepesinden inerken, içinin yukarda kalmak istemesi. aslında yukarı çıkarken böyle yapmamıştı hiç.

kavis demişken kavafis geldi aklıma. kavafis demişken de, şunu yapıştırsak nasıl olur.. herkes yapıştırmıştır gerçi en az bir kere. en azından büyük bir çoğunluk. belki.


başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin.
bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa.
sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam;
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya.
daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım?
nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın.”

yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler.
hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. dolaşacaksın
aynı sokaklarda. ve aynı mahallede yaşlanacaksın
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların.
hep aynı kente varacaksın. bir başka kent bekleme sakın,
ne bir gemi var, ne de bir yol sana.
nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte,
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde.

giderken -ki nereye gidersen git- kendini de götürüyorsun işte. o yüzden bırak şimdi hepsini. sen sadece gözlerini kapat olur mu?
birşeyler hep çok karmaşık.. bireyler de..



					
Reklamlar

b for bloglama

Şubat 15, 2007

bloglama

şehrin aziz(e)leri birleşmiş, ülkenin dört bir yanına tohumlarını saçmaya hazırlanıyorlarmış.

şimdilik kendi aramızda takılıp keyfini çıkarıyoruz.
19 şubat pazartesi gününe kadar bekleyin işte.
şampanyalı, yanarlı dönerli bir açılış yapacağız, hem de öyle böyle değil.

blogla.. bloglama.. blogla.. bloglama.. blogla.. bloglama..

392

Şubat 12, 2007

dönüp dolaşıp aynı yerdeyim.
kafamın içinde.
kafamın içinde.
kafamın içinde.
kafamın içine.
kafamın içi ne
ne
?

..

Şubat 6, 2007

çekip gitmek lazım şehirden, kendimi yanımda götürmeden..

kolay mı!

Şubat 2, 2007

sokaklar geçiyorsun. canlı sesler kulağına varıyor. kemerler altında yürüyorsun. seslerin geldiği kapıdan giriyorsun. karanlık bir birahanede herkes durmadan bira içiyor. iş önlükleri üzerlerinde, herkesin elinde büyük bir bira bardağı, yarışırcasına bira içiyorlar. bütün günlerini içerek geçiren, gene de çalışabilen insanları hep kıskanırım.
belli bir sarhoşluk içinde yeryüzüne dayanmak daha kolay.

tezer özlü – yaşamın ucuna yolculuk – sf.36

..

Ocak 19, 2007

ve belki,
en mutlu an yaşanırken, insan cesur olmalı..
ve son verebilmeli hayata,
hayat mars edemeden henüz.
ve,
gülümseyerek ölmeli..

iyi değilim ben.

Eylül 28, 2006

çok fazla yazılmazdı zaten buralara. artık neredeyse hiç yazılmaz olmuş.
eylül gelmiş, aralık beklenir olmuş delicesine.
yaz bitmiş. bitsin gitsinmiş zaten.
yağmur bile yağmış. o derece.
hayat neşeli bi’ şarkı olmuş başlı başına.
ne bad’lik kalmış, ne berbatlık.
düşülmüş düşlerin peşine.